Ben ''Küresel Darbe'' diyorum, ama globalistler ''Devrim'' diyecek!

Ben Küresel Darbe diyorum, ama globalistler Devrim diyecek!
Giriş Tarihi: 22.9.2021 14:47 Son Güncelleme: 22.9.2021 14:47
Küresel salgın, iklim krizi, dünyanın değişen ya da değiştirilmeye çalışılan düzeni, kapitalizmin dönüşümü… Tüm bunlar birbirinden farklı konular gibi görünüyor olabilir. Ancak gazeteci-yazar Haşmet Babaoğlu farklı düşünüyor. “Pandemi ile iklim mücadelesinin programları ve medya stratejileri bile benzerlik gösteriyor. Çünkü aynı elden, global elitlerin yönetim merkezinden çıkıyor” diyen Babaoğlu mevcut krizleri ve arkasında yatan denklemi Lacivert için farklı bir okumayla tahlil etti.

HAŞMET BABAOĞLU

Yıllardır köşenizde "bütün yerküreyi etkisi altına alacak otoriter değişim iklim mücadelesi çerçevesinde gelecek" diyorsunuz. Pandemiyle birlikte bu konuya daha çok ağırlık vermeye başladınız. Sizi bu kadar ilgilendiren ve tedirgin eden nedir? Ne olacak?

İlgileniyorum, çünkü artık işin şakası yok! Yalnız böyle dedim diye şu nokta yanlış anlaşılmasın: Şakası olmayan küresel ısınma değil. O çok tartışmalı bir konu. Tartışmasız olan ise "global elitler"in yeni dünya düzenini kurma kararlılığı. Orta sınıfları un ufak edecekler. İnançları, gelenekleri, kültürleri silindir gibi ezerek yapacaklar bunu… Üstelik kuzu kuzu ikna ederek… Pandemi bir tür test sürüşü, bir tatbikat, apaçık bir deney. Kitleler korku yoluyla ve sağ kalma şantajıyla her yola ikna edilebiliyorlarmış. Şimdilik bu planları tereyağından kıl çeker gibi ilerliyor. Neymiş, devletler falan konu global bir tehdit olduğunda uysal kolluk güçleri haline geliyorlarmış. Şimdi "küresel ısınma"ya da aynı şekilde bakıyorlar. İklimin bozulduğuna sokaktaki adamı ikna ettiklerinde devletlerin direnmekte çaresiz kalacağını düşünüyorlar. Beni bu konuda asıl ilgilendiren yan elbette olayın sosyal/siyasal sonuçları. Açıkçası buna "küresel darbe" diyorum. Globalistler elbette "devrim" olarak adlandıracak ve coşkuyla alkışlayacaklar.

Pandemi ile küresel ısınma ve iklim mücadelesi arasındaki bağlantıyı biraz daha açalım… Yeni bir dünyaya geçiş kavgasında pandemi ve iklim mücadelesinin ne gibi bir yeri var?

En yalın, en kaba haliyle söyleyeyim: Pandemi eski dünyayı durdurdu. Eski çarklar yeniden dönmeye başlamasın diye pandemi sıkıyönetimleri uzatılmaya zorlanıyor, virüs varyantlarla tehdit etmeye devam ediyor, aşılama kampanyaları üzerinden kitlesel uysallığın test edilmesi sürüyor. Ama duran çarkın yerine yepyeni bir çark kurmak için iklimle bağlantılı global düzenlemelere ihtiyaç var. Şimdi böyle anlatınca komplo teorisi gibi geliyor. Şimdi kalkıp petro-dolara dayalı 20. yüzyıl kapitalizminin tıkanıp kaldığını, sert bir devrime ihtiyaç duyulduğunu ve dijital kapitalizmin büyük bir sosyal sarsıntı yoluyla sahneye çıkacağını; bunun da "iklime bağlı felaket senaryoları" üzerinden yapılacağını anlatsaydım, "eh bu ciddi bir analiz" derdiniz. Oysa ikisi aynı! Hatta pandemi ile iklim mücadelesinin programları ve medya stratejileri bile benzerlik gösteriyor. Çünkü aynı elden, global elitlerin yönetim merkezinden çıkıyor. Nasıl mı? Bakın, pandemi tehdidini büyütenler bilime bakmamızı istiyorlar ama kendi istedikleri bilim çevrelerine bakma şartıyla.

Pandeminin hem büyüklüğünden, hem de yönetiminden şüphe duyan bilim adamlarını ise yok sayıyor, itibarsızlaştırıyor, sansürlüyorlar. Aynı şey "küresel ısınma" için de geçerli. İnsan eliyle küresel ısınmadan şüphe duyan her bilim adamının sesi kısılıyor, araştırma bütçeleri kapanıyor. Mesela İngiltere'nin en ünlü iklim bilimcileri bu patırtıya karşılar ama artık kimse onları dinlemiyor. Hatta 2012'de Prof. Phil Jones küresel ısınmanın kanıtlarını yalanlayan yüzlerce belgenin araştırma laboratuvarlarından çalındığını söylemişti, ortalık karışmıştı. Şimdiyse kimse hatırlamıyor bile bu olayı.

Bunlar hiç de iç açıcı sözler değil. Neden böyle? Dünyanın gidişatı nereye doğru?

Asıl iç açıcı olmayan şey ne biliyor musunuz? Böyle büyük değişimler yine de yumuşak biçimde gelmez. İklim mücadelesi pandemideki gibi küresel uyum içinde yürümez. Çünkü "iklim için dur, iklim için az üret, iklim için az çalış, iklim için az ye, az iç" dediğinizde buna her ülke ayak uydurmayacaktır. En başta Çin'i asla bu hedefe ikna edemezler. Mümkün değil. Üretim teknolojisi demode kalan Rusya nasıl "yeşil mutabakat"a uyacak, imkânsız. ABD de çok zorlanır, iç çatışmalar yaşar. Ya büyümek isteyen ülkeler ne yapacaklar? Bu gerçek şimdiden küçüklü büyüklü askeri çatışmaların zeminini oluşturmaya başladı. Hır çıkacak yani! Çok büyük bir hır! O hır çıkmadan devletler diz çöksün, mutabakata varsın diye tonlarca ajans her gün yeni bir kıyamet senaryosu yazıp ikna olmamızı istiyor.

Gerçekten bir felaket beklemiyor mu bizi? Anlatıldığı gibi bir kıyametin eşiğinde değil miyiz?

Şöyle anlatayım… Eğer "küresel ısınmacılar"ın bilimsel olduğunu iddia ettikleri tezler doğruysa, zaten kıyamet kaçınılmaz. Öyle cicili bicili çevre bilinciyle falan hallolacak bir durum yok. Bakın, ABD'nin "Bilimsel Doğa Gazeteciliği" ödülünü alan Roy Scranton'un 2015'te ortalığı birbirine katan kitabının adı yeterince açıklayıcıdır: Learning To Die/ Ölmeyi Öğrenmek. Yani yapılacak bir şey yok, iklim kıyametinin saati çoktan ilerledi, aklı başında toplumlar için en doğru tutum bu işin bittiğini kabul etmek. Doğrudan Scranton'dan okuyayım isterseniz: "Ne Manhattan'ın sular altında kalmasının hangi yöntemlerle engelleneceği… Ne de Miami'nin ne zaman terk edileceği… Elektrikli araba kullanmak, klimaları kapatmak, uluslararası yeşil anlaşmalara imza atmak, bunlar meselemizi çözemeyecek. Çünkü en önemli mesele felsefi bir mesele… Uygarlığımızın zaten yok olmuş olduğunu kabul etmek."

Sorumun cevabını tam alamadım. İklim değişmiyor mu? Derhal önlem almaz isek bizi bir tür kıyamet beklediği iddiaları yalan mı? Birleşmiş Milletler'in son raporu ne anlam taşıyor?

Bir kere hava durumu ile iklim aynı şey değil. Çin, Rusya, ABD gibi devletlerin hava durumunu değiştirebildiğini biliyoruz. Bunu bir kenara koyalım, aklımızda bulunsun. İkincisi, küresel ısınmanın yeryüzünün doğal gelişimi olduğunu ve insan eliyle sera gazı üretiminin bunun çok küçük bir parçası olduğunu söyleyen bilim insanlarına kulak vermek hiç yanlış olmaz. Küresel ısınmanın tamamen yalan olduğunu söyleyen iklimbilimcileri şimdi araya katmayayım. Üçüncüsü… Benim asıl dikkatimi çeken şey dünyayı asıl bekleyen krizin gıda ve susuzluk krizi olduğu gerçeği. Bazıları iklim patırtısının yaklaşan gıda ve su krizinin üzerini mutedil biçimde örtmeyi amaçladığını söylüyorlar. Zaten bu krizin kokusu çıkmaya başladı. Önümüzdeki kıştan itibaren çok konuşacağız.

BİZE ULAŞIN