İnsan elinden çıkan büyük felaketler

İnsan elinden çıkan büyük felaketler
Giriş Tarihi: 30.9.2021 13:26 Son Güncelleme: 4.10.2021 11:04

Geçtiğimiz yüzyılda iklim krizi sonucu daha önce hiç yaşanmamış afetlerin gerçekleştiğine, şahit olduk ve maalesef olmaya devam ediyoruz. Milyonlarca yıldır canlılara halis muhlis bir tabiat sunan yerkürenin düzeni bir süredir kaldırmakta zorlandığı yüklerle karşı karşıya: Sanayinin gelişmesi, fabrikaların kurulması, atıklar, kimyasallar, salınan gazlar, afetler vs. gibi birçok etkenden dolayı insan eliyle zarar görüyor. Canlı hayatın evrende bilinen tek beşiği dünya artık kendini korumakta ve yenilemekte zorlanıyor. Doğal afetlere giden yolun büyük bir kısmı aslında insan faktörünün yol açtığı suni afetlerden geçiyor. Ve insan kaynaklı felaketlerin ise giderek büyüdüğü ve sıklaştığı görülüyor. Özellikle son 50 yılda gerçekleşen ve tarihe geçen insan kaynaklı felaketler sonucu çevreye hiç olmadığı kadar zarar verildi. Çernobil ve Hiroşima'yı hepimiz biliyoruz; ihmaller sonucu en az bu ikisi kadar yıkıcı etkileri olan çevre felaketlerinin kayda değer olanlarını derledik ve kendi elimizle doğaya neler yapmışız görelim istedik.

Deepwater HorIzon Sızıntısı, 2010

Okyanusa 49 milyon varil petrol boşaldı

Deepwater Horizon, ABD'de Meksika Körfezi'ne kurulan bir petrol platformuydu. 2010 yılında bu platformu işleten firmanın tedbirsizliği ve ihmalkârlığı tarihin en büyük çevre felaketlerinden birine yol açtı. 2010 Nisan ayında gerçekleşen bir patlama 11 işçinin hayatına mal olduğu gibi büyük bir petrol sızıntısına da sebep oldu. İki yıl boyunca bu platformun altındaki sondaj kuyusundan okyanusa 49 milyon varil petrol boşaldı. Bu sızıntı deniz ve kara yaşantısına geri dönülemez zararlar verdiği gibi balıkçılık ve turizm sektörlerini de doğrudan etkiledi. 2013'te deniz canlılarının doğurdukları yavrular ölüyor. Çevrede kalıcı bir hasar bırakan bu felaketin etkileri bugün hâlâ balıklar kuşlar, su samurları, deniz kaplumbağaları ve daha birçok deniz ve kıyı canlısı üzerinde devam ediyor. Çevrenin ve okyanusun temizlenmesi için uzun senelerdir uğraş veriliyor. Petrol şirketinin ihmali rekor düzeyde bir para cezasına mal oldu ancak bunun benzeri görülmemiş çevre kirlenmesini telafisi ne yazık ki söz konusu değil.

Kuveyt Petrol Yangınları, 1991

Yanan milyonlarca araç lastiğinin zehirlediği atmosfer

Geçtiğimiz ay Kuveyt'te 25 bin metrekarelik alanda 7 milyon araç lastiği barındıran dünyanın en büyük lastik mezarlığında çıkan yangın ve sonrasında havayı kaplayan simsiyah dumanlar haber sitelerine konu oldu. Yine Kuveyt'te 2021 yılında başka bir lastik mezarlığında 5 milyon lastik ateşe verilmişti. Yangınlar sonrası çıkan dumanlardan yayılan zehirli gazlar insan sağlığını bozmakla beraber çevredeki hayvan ve bitki ekosistemine de uzun süredir zarar vermeye devam ediyor. Bu olaylar bu bölgede atmosfere verilen ilk zarar değil. 1991 senesinde Körfez Savaşları esnasında Irak'ın Kuveyt'ten çekilirken 700'ün üzerinde petrol kuyusunu ateşe vermesi tarihteki en büyük çevre felaketlerinden biri olarak tarihe geçti. Yanan petrol kuyularının tamamının söndürülmesi bir seneyi bulurken geniş bir coğrafyada büyük bir hava ve toprak kirliliğine sebebiyet verdi, asit yağmurları meydana geldi, sayısız hayvanın ölümüyle sonuçlandı. Yağmurun pek yağmadığı bölgede çıkan yangınlar irili ufaklı yaklaşık 300 petrol gölü oluşturdu. Bu çevre felaketinin dünya genelinde kısa süreli bir sıcaklık artışına neden olduğu dahi söylendi. Bölgedeki bitki örtüsünün kendine gelmesi ise yıllar sürdü. Tüm bölgeye yayılan zehrin etkilerinin bugün bile kendini gösterdiği, bölge halkının çoğunun solunum hastalığı sorunu yaşadığı biliniyor.

CentralIa maden yangını, 1962

Kömür madenleri 60 yıldır aralıksız yanıyor ve doğayı zehirliyor

ABD'nin maden çıkarma uğruna "hayalet şehre" döndürdüğü kentlerden biri de Pensilvanya eyaletinde yer alan Centralia. 1960 yılında kurşun ve çinko madenleri bakımından zengin olan Oklahoma eyaletindeki Picher kasabasındaki terk edilen madenlerin yarattığı kirlilik sonucu kasaba halkı bölgeden tahliye edilmişti. 2015 yılında evini terk etmeyen bir vatandaşın vefat etmesi sonucu yaklaşık 3 bin nüfuslu kasaba şu an hayalet şehir dönen madenlerden çıktığı tahmin ediliyor. Sıcaklık değerlerinin yükseldiği ölçümlerde görülen maden şehrinin farklı bölgelerinden çıkan dumanlar tüm bölge halkına adeta zehir taşıdı, tarım ve temiz suyu erişimi hatta nefes almayı imkânsız hâle getirdi. İtfaiyecilerin ve halkın çabasına rağmen söndürülememesi sonucunda kasabayı yaşanmaz hâle getirdi. Şu anda turistik ziyaretlere açık olan kent, harap olmuş evleri, zehirli toksik gazları ve dumanlı yollarıyla ziyaretçilerini kabul ediyor.

Ajka Alüminyum Kazası, 2010

İnsan hatası ile doğaya sızan 1 milyon ton ağır kimyasal içeren kızıl çamur

Macaristan'ın Ajka kentindeki alüminyum tesisinde meydana gelen endüstriyel bir kaza büyük bir çevre felaketine yol açtı. Fabrikanın kimyasal atıklarının biriktirildiği göletin yine bir ihmal ve denetimsizlik sonucu çökmesi sonucu yaklaşık 1 milyon ton ağır kimyasal içeren kızıl çamur tabakası sıvı doğaya bırakıldı. Kazanın meydana geldiği esnada 7 kişi hayatını kaybetti, 150 kişi yaralandı, 6 kişi ise kayboldu. Fabrikadan köylere hızla yayılan ağır metal içeren bu çamur insan ve hayvanlarda kimyasal yanıklara sebep oldu, hayvanların ölümü ve bitkilerin yok olduğu gözlemlendi. Metrelerce yüksekliği bulan ve 40 kilometrelik alanı tamamen kaplayan "kızıl çamur" sonucu evler ve diğer yapılar kullanılamaz hâle geldi. Bir köy ise yaşanılamaz bir seviyeye ulaştı. Bu olaydan sonra Macaristan, içme sularının kirlenme sorunuyla karşı karşıya kaldı. Zehirli atığın temiz su yollarına ulaşımını kapatmak için su yollarına tonlara alçı döküldü. Bölgede tarımsal ürünlerin tüketimi durduruldu, avcılık ve balıkçılık yasaklandı. Havaya karışan bu zehirli atıklar ciddi solunum hastalıklarına ve akciğer kanserine yol açacağı uzmanlar tarafından uyarıldı. Zehirli sıvının Tuna Nehri'ne karışması sonucu toplu balık ölümleri gerçekleşirken Hırvatistan, Sırbistan, Romanya gibi ülkeler de bundan etkilendi. Son 30 senenin en büyük çevre felaketlerinden biri olan kızıl çamurun bölgeden tamamen temizlenmesi 1 seneden fazla sürdü. Tamamen bozulan ekosistemin eski haline gelmesi ise uzun yıllar süreceğe benziyor.

Love Canal Toksik Felaketi, 1953

Yıllar boyu gizlice zehirli atık deposuna dönüştürülen kasaba

Love Canal ABD'nin New York bölgesinde, Niagara Şelalesi yakınlarında yer alan sakin bir kasabaydı fakat 1953 senesinden sonra büyük bir çevre felaketiyle anılmaya başladı. Niagara Şelalesi çevresinin hayat standartları yüksek sakinlerine göre yoksul işçi sınıfının yaşadığı bu kasabada 1970'li yıllarda yüzlerce insan bilinmeyen bir nedenle benzer semptomlarla hastanelere başvurdu. Astım, lösemi gibi hastalıklarda anormal bir artış gözlemlendi. Şikayetler sonucu çevreden alınan örneklerle geniş kapsamlı bir araştırma yapıldı ve gerçek gün yüzüne çıktı: Bir şirket 1940'tan beri o bölgeye zehirli kimyasallar boşaltarak mahalleyi dev bir çöplüğe dönüştürmüştü. Semtin altı dev bir zehirli atık deposuna dönüşmüştü. Aynı zamanda belediyenin de çöplük alanı olarak kullanılan mahallede boya, parfüm ve 200'den fazla çeşit kimyasal ürün yerin altına yıllarca gömülerek biriktirilmişti. 10 yılı aşkın süre atık alanı olarak kullanılan bölgede halk sağlığını bozan atıklar 22 bin ton toksik atığın biriktiği tespit edildi. İnsan sağlığının yanı sıra bitki örtüsünün ve hayvanların da zarar gördüğü bu bölgenin temizlenmesi için neredeyse bin aile tahliye edilerek kasaba boşaltıldı, binalar yıkılıp yeniden yapıldı. Dev atık sahasının temizlenme süreci tam 21 sene sürdü.

Guıyu Bölgesi, Çin

Dünyanın en büyük elektr onik çöplüğü hastalık saçıyor

Eskiden pirinç köyü olan fakat şu an "Elektronik mezarlık" olarak anılan Guiyu, dünyanın en büyük elektronik atık bölgesi niteliğinde. Dünyadaki elektronik atığın yüzde 70'inden fazlasını barındıran bu bölgeye çoğunlukla gelişmiş ülkelerden her gün onlarca kamyon kullanılmayan hurda aletler geliyor. Yaklaşık 5 bin elektronik atık şirketi ve binlerce işçi bu atıkları dönüştürmek için yoğun bir şekilde çalışıyor. Eskiden tarım yapılan bu çöp şehirde şu an tarım imkânsız ve su içilemez durumda. Sokaklarda dahi dev elektronik hurdaların görüldüğü şehir, dünyanın en kirli bölgesi olmasının yanı sıra halk sağlığı için de ciddi tehditler sunuyor. İşçiler çıplak ellerle atık ayrıştırma işlemi esnasında kimyasal zehirlere maruz kalıyorlar. Hatta bölgede yaşayan çocukların yaklaşık yüzde 80'i kurşun zehirlenmesi yaşıyor. Bu zehirlenme çocukların fiziksel ve zihinsel gelişimi için oldukça zararlı bir rahatsızlık. Bölge halkının çoğunluğunu oluşturan işçilerin neredeyse yüzde 80'inde kanser, cilt ve solunum hastalıkları gibi birçok rahatsızlık görülmekte. Hava kirliliğinden dolayı meyve, sebze, et gibi ürünler insan sağlığı için tehlike arz ediyor. 2007'den itibaren bölgenin temizlenmesi için çaba gösteren aktivist grupların çabaları sonucu geçtiğimiz yıllarda çevre koşullarının iyileştirilmesi ve yoğun bir şekilde kendini gösteren hava kirliliği için yeni yönetmelikler getirildi.

Exxon Valdez Kazası, 1989

Bir tanker petrol 4 bin kilometrekarelik alandaki hayatı yok etti

BD'nin Alaska bölgesinde gerçekleşen bu kaza, insan eliyle gerçekleşen en büyük çevre felaketlerinden biri oldu. Exxon Valdez isimli bir petrol tankeri ihmal ve tedbirsizlik sonucu karaya oturunca birkaç gün içerisinde neredeyse 10,8 milyon galon petrol okyanusa aktı. Tankerden sızan petrol yaklaşık 4 bin kilometrekarelik alana denk geliyordu. Bölgedeki doğal yaşamı tamamen bitiren bu felaketin tamamen temizlenmesi pek mümkün olmadı çünkü daha önce böyle geniş çapta bir kaza yaşanmamıştı. Bu sebeple okyanus diplerinde hâlâ petrol olduğu söyleniyor. Zehirli atıklar çok geniş bir bölgeye dağıldığı için balıkçılık endüstrisinin ağır yara aldığı kaza sonucu dev katil balinalar dahil su samurları, fok balıkları gibi birçok deniz canlısının ve kuşların ölümüne sebep oldu, tür kayıpları yaşandı. Kayda geçen yaklaşık rakamlara göre 250 bin deniz kuşu, 2 bin deniz samuru, 300 liman foku, 247 kartal, 22 balina ve hem kıyıda hem açıklardaki binlerce diğer canlı türlerinin ölümüyle sonuçlandı. Kazadan sorumlu şirketin ödediği rekor tazminatın bir kısmıyla ölen balık popülasyonun normale döndürülmeye çalışılsa da bölgedeki ekosistemin eskiye dönmeyeceği söyleniyor.

Büyük Pasifik Çöp Girdabı

Okyanusun ortasında çöp yığınlarından oluşan bir kıta yüzüyor

Pacific Okyanusu'nun açıklarında yer alan (135 ile 155 batı boylamları ile 35 ile 42 kuzey enlemleri) bu çöp girdabı insanların denize attıkları plastikler okyanus girdapları sonucu bir bölgede toplanıyor ve büyüklüğü itibarı ile dünyanın 6. kıtasını teşkil ediyor. Suların Kuzey ve Güney Amerika ve Asya kıtalarından, denizcilerden ve büyük petrol tankerlerinden topladığı bu plastik atıklar uydu görüntüleriyle ya da çıplak gözle görünmez çünkü büyük bir kısmı deniz yüzeyinin altında buluyor ve bir kısmı büyük parçalar halinde değil, minik parçacıklar halinde okyanusta yer alıyor. İlk kez 1997 yılında fark edilen çöp alanının büyüklüğü yaklaşık 1,6 milyon kilometrekare ve bu girdabın 80 bin ton çöpten oluştuğu söyleniyor. Bu plastik atıklarının büyük bir kısmı 50 yaşının üzerinde ve diş fırçası, su şişesi, bebek bezi, cep telefonu, plastik torba, balık ağları gibi ürünler çoğunluğu oluşturuyor. Hızla büyüyen bu yığın uzmanlara göre 1945'ten beri 10 yılda 10 kat büyüdü. Her sene bu döngüye toplam 1,15 ila 2,41 milyon ton plastik atık karışıyor. Hatta 2050 senesinde okyanusta balıklardan çok plastik atıkların olacağı öngörülüyor. Denizlerdeki bu kirlilik kaplumbağalar, foklar, balinalar, balıklar ve balıklardan beslenen yırtıcılar dahil ortalama 700 çeşit hayvan türünü doğrudan etkiliyor. Besin zannedip yiyen canlılar yoluyla plastiğin besin zincirine karışması ise tüm dünya için gerçek bir tehlike. Dönem dönem bazı ülkeler tarafından temizlenmeye çalışılan bu kirlilik, ekosistemin değişmesi ve biyoçeşitliliğin azalması riski doğuruyor.

BİZE ULAŞIN