Muhammed Bâkır Köse: Siyonizm, modern bir Mesih ideolojisi olarak kurgulandı

Siyonizm, modern bir Mesih ideolojisi olarak kurgulandı
Giriş Tarihi: 24.08.2026 10:26 Son Güncelleme: 24.08.2026 10:26
Mesih beklentisinin gelecek döneme yönelik eskatolojik bir beklenti olmaktan çıkartılarak reel politika doğrultusunda bir yoruma tabi tutulduğu aşikâr. Örneğin Siyonizm, bu doğrultuda modern bir Mesih ideolojisi olarak kurgulanmıştır.

Fotoğraf: Şeref Yılmaz

Şinasi Gündüz: "İsrail, Mesih dönemini inşa etmeye çalıştığını açıkça ifade ediyor"

Son yıllarda küresel siyasette giderek görünür hale gelen bir olgu var: Mesih beklentisinin teolojik bir umut olmaktan çıkıp doğrudan politik bir enstrümana dönüşmesi. Trump'ın Evanjelik çevrelerce bir kurtarıcı prototipi olarak kurgulanması, Netanyahu yönetiminin Yeşaya kehanetlerine atıfla Filistin politikasını meşrulaştırması ve kendini seküler bir ideoloji olarak konumlayan Siyonizm'in geleneksel Mesih inancıyla kurduğu ilişki, bu dönüşümün somut örnekleri. Prof. Dr. Şinasi Gündüz, modern dönemde Mesih figürünün teolojik bağlamından koparılarak nasıl güncel siyasi aktörlere atfedilen bir role evrildiğini, bu durumun ABD ve Orta Doğu ekseninde ürettiği tehlikeli sonuçları Lacivert için anlattı. Gündüz'e göre kehanetler artık geleneksel Yahudi literatüründen çıkıp reel politik bir dile dönüşmüş durumda.

Günümüz siyasetinde dini figürlerin ve özellikle Mesih imgesinin bu denli doğrudan siyasi liderlerle ilişkilendirilmesini nasıl okumak gerekir? Özellikle Trump'ın bir kurtarıcı gibi algılanması hakkında ne söylersiniz?

Trump'ın atadığı Beyaz Saray İnanç Ofisi kıdemli danışmanı Paula White, Paskalya kutlamasında Trump'ı ihanete uğrayan, tutuklanan ve haksız yere suçlanan İsa Mesih'le kıyaslayarak Mesih'in dirilişi sayesinde onun tekrar ayağa kalktığını ve zafer kazandığını söyledi. White, böylelikle Trump'ın günümüzde İsa Mesih'in kurtuluş senaryosunu tecrübe eden bir lider olduğunu vurguladı. Kuşkusuz Trump'ın Hıristiyan inancındaki Mesih'le karşılaştırılmasına ve onun politikalarıyla Mesih dönemine katkı sağladığına yönelik yaklaşımlar sadece ABD'nin önde gelen Evanjelik televanjelistlerden olan White ile sınırlı değil. Zira gerek ilk başkanlık döneminde gerekse şimdiki kabinesinde birçok önde gelen figür ile Temsilciler Meclisi ve Senato üyesi de Trump'ın bu Mesianik rolüne sıkça vurgu yapıyor. Bu çevreler Trump'ın gerek Amerikan milliyetçiliğine dayalı MAGA projesiyle gerekse Orta Doğu'ya yönelik dış politikasıyla tanrısal bir misyon üstlendiği kanaatindeler. İlginç olan, Trump'ın kendisi de bu kurtarıcı Mesih rolüne ikna olmuş görünüyor. Nitekim her ne kadar gelen eleştiriler üzerine amacının farklı olduğu yönünde bir açıklama yapmak zorunda kalsa da kendisini şifacı İsa Mesih şeklinde resmeden yapay zekâ ürünü bir görseli sosyal medya hesabında paylaşması, çevresindekilerce kendisine yakıştırılan bu rolü kendisinin de benimsediğini gösteriyor.

Batı düşüncesinde Mesih beklentisinin tarihsel ve teolojik kökleri neler?

Esasen Mesih beklentisinin Batı geleneğinde oldukça yaygın olduğunu biliyoruz. Her ne kadar modernite döneminde seküler bir toplum yapısıyla öne çıksa da Batı, geleneksel olarak kendisini Yahudi-Hıristiyan kültür mirasına dayandırır. Batı'da geleneksel olarak çoğunluğun inancını oluşturan Hıristiyanlık, Yahudi kutsal metnini sahiplenerek kendisini adeta Yahudiliğin bir devamı olarak konumlandırır. Tanrı Oğlu İsa Mesih'le birlikte yeni bir Tanrısal ahit döneminin başladığını, bu yeni dönemde aklanmanın tanrısal yasa ile değil insanların kurtuluşu için yeryüzünde bedenleşen Tanrı Oğlu'na iman ile mümkün olduğunu savunur. Bu yaklaşımıyla bir taraftan Eski Ahit olarak adlandırdığı Yahudi kutsal metninin kutsiyetini kabul ederken diğer taraftan yaptığı teolojik yorumlarla ve kurtuluş anlayışıyla Yahudilikten ayrılır. Bu ayrışma kurtarıcı Mesih beklentisi konusunda da kendisini gösterir.

Yahudilik ve Hıristiyanlıkta kurtarıcı figürü hangi temel noktalarda ayrışır? Bu iki gelenekte Mesih'e yüklenen anlamlar, dini ve siyasi tahayyülleri nasıl farklılaştırıyor?

Aralarında önemli farklılıklar olmakla birlikte gerek Yahudilikte gerekse Hristiyanlıkta Mesih bir kurtarıcı figürdür. Mesih beklentisi Yahudi geleneğinde bir iman ilkesidir. Maimonides'in 13 maddelik amentü formülasyonunda bir madde, gecikmiş de olsa Mesih'in geleceğine imanı vurgular. Bu doğrultuda gelecek bir zamanda Davud soyundan bir Mesih'in ortaya çıkarak Yahudileri diasporadan kurtarıp vadedilen topraklarda egemen bir halk haline getireceğine inanılır. Bu inanış Yahudilikte kutsal kitapta Yeşaya kitabı gibi çeşitli referanslara dayandırılır. Beklenen bu kurtarıcı tıpkı kral Davud gibi bir önder, askeri ve siyasal bir lider olacak; onun döneminde İsrailoğulları üzerindeki baskı bitecek, düşmanları onların önünde boyun eğecektir. Bu Mesih beklentisi tarihsel süreçte Yahudi geleneğinde Bar Kohba ve Sabatay Sevi gibi birçok kişinin Mesih olarak ortaya çıkmasına, bunların öncülüğünde çeşitli isyan hareketlerine ve Sabayatcılık örneğinde olduğu gibi yeni bazı mezheplerin ortaya çıkmasına yol açmıştır.

Hristiyan geleneği de kurtarıcı Mesih öğretisine yer verir. Ancak Hristiyanlıkta kurtarıcı Mesih, bir insan değil tanrısal bir figürdür. Buna göre Tanrı Oğlu ya da tanrısal kelam tarihin bir evresinde yeryüzünde bedenleşerek Mesih dönemini başlatmıştır. İsa Mesih insanların günahtan aklanmaları için yeryüzünde acı çekmiş, çarmıha gerilmiş ve ölmüştür. Ancak ölümünün üçüncü gününde tekrar dirilerek bir müddet sonra göğe yükselmiştir. Şu an Baba'nın sağ tarafında olan İsa Mesih ileride yeniden yeryüzüne gelerek tarihsel işleyişe müdahale edecek, insanları yargılayacak ve günahla ölümün olmadığı bin yıllık altın çağı başlatacaktır. Gerek Yahudi gerekse Hıristiyan inancındaki bu kurtarıcı Mesih beklentisi, aralarında önemli farklıklar olmakla birlikte gelecek döneme yönelik bir eskatolojik beklenti olarak dikkat çeker. Tanrı'nın belirlediği bir zamanda kurtarıcı Mesih'in (Yahudilikte Davud soyundan bir insan, Hıristiyanlıkta ise tanrısal bir varlık olan Tanrı Oğlu) ortaya çıkarak kötülüğü alt edeceği düşünülür. Tarihsel süreçte gerek Yahudi gerekse Hıristiyan geleneği içindeki bazı reformist akımların bu geleneksel Mesih beklentisini sorguladıklarını biliyoruz. Bununla birlikte bu kurtarıcı beklentisi ana gövde dini cemaatlerin temel bir inancı olarak varlığını sürdürüyor.

Modern dönemde Mesih beklentisinin küresel siyasi çevreler tarafından yeniden yorumlandığını görüyoruz. Bu bağlamda Siyonizm'i "modern bir Mesih hareketi" olarak nitelendirmek doğru olur mu?

Mesih beklentisinin gelecek döneme yönelik eskatolojik bir beklenti olmaktan çıkartılarak reel politika doğrultusunda bir yoruma tabi tutulduğu aşikâr. Örneğin Siyonizm, bu doğrultuda modern bir Mesih ideolojisi olarak kurgulanmıştır. Gerek askeri, siyasal ve ekonomik çıkarlar gözetilerek gerekse Mesih öğretisi doğrultusunda olması beklenen hadiselerin bir an önce gerçekleşmesine imkan sağlamak amacıyla Tanrı halkı olarak görülen Yahudilerin vadedilen topraklara dönmelerine yönelik bir restorasyon projesi en azından 18. yüzyıl başlarından itibaren çeşitli Hristiyan çevrelerde canlı tutulmuştur. 19.yüzyılın son çeyreğinde sınırlı bazı Yahudi göçleri olmakla birlikte özellikle 19. yüzyıl sonlarından itibaren Nathan Birnbaum ve Theodor Herzl gibi seküler Yahudi öncüler tarafından ete kemiğe büründürülen Siyonizm hareketiyle birlikte Yahudilerin Filistin'e yerleştirilmesine dair bir politika öne çıkmıştır. Başta İngiltere olmak üzere Batılılar bu politikaya askeri ve siyasal her türlü desteği vermişler ve 1917'den itibaren işgal altına alınan Filistin'e Yahudi göçü teşvik edilmiş ve bu süreç sonunda 20. yüzyıl ortalarında İsrail'in kurulması sağlanmıştır.

Tüm bu gelişmelerle Siyonizmin, modern bir Mesih hareketi mahiyetine büründüğünü söyleyebiliriz. Yahudilerce Tanrı'nın belirleyeceği bir vakitte Davud soyundan bir bireyin başa geçerek gerçekleştireceği vadedilen topraklardaki Yahudi restorasyonu ve egemenliği zamanın egemen hegemonyal güçlerinin desteğiyle ideolojik bir hareket olan Siyonizm tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu nedenle geleneksel Mesih öğretisine bağlı bazı Yahudi akımlar Siyonizme karşı çıkarlar ve bu hareketi tanrısal iradeye aykırı bir akım olarak nitelendirirler. Naturay Karta, Satmar Yahudileri vb. çeşitli anti-Siyonist Yahudi gruplar, Siyonizmi Batı emperyalizminin çıkarları doğrultusunda kurgulanan dindışı sapkın bir akım olarak görürler ve onunla mücadele ederler. Zira onlara göre kurtarıcı Mesih, Tanrı'nın belirlediği bir vakitte, gelecek dönemde ortaya çıkacak ve Mesih dönemini başlatacaktır. O döneme kadar Yahudilerin diasporada yaşamaları da tanrısal irade gereğidir. Oysa Siyonistlerin, henüz Tanrı, Davud soyundan bir kurtarıcı Mesih göndermemişken ortaya çıkıp Yahudileri vadedilen topraklara döndürmeye ve orada bir sözde-Yahudi devleti kurmaya kalkışması tanrının iradesine muhalefet etmektir. Bu nedenle Siyonizm, Mesih'in rolünü çalan sapkın bir akım olarak görülür.

Bir zamanlar komplo teorisyenleri tarafından dillendirilen ve ciddiye alınmayan kehanetlerin, özellikle Siyonist çevrelerin kurumsal dili haline geldiği bir dönemde miyiz sizce?

Evet, bunu uygulamalarda görebiliyoruz. Siyonizm'in ürünü olan İsrail ve İsrailli askeri ve siyasal yöneticiler yaptıkları icraatla Yahudi geleneğindeki Mesih dönemini inşa etmeye çalıştıklarını ifade ediyorlar. Nitekim Filistinlileri İsrailoğullarının tarihsel düşmanları Amaleklerle özdeşleştiren, onların insanımsı hayvanlar olduklarını savunarak Filistin ve civarında uyguladıkları soykırımı ve etnik temizliği teopolitik bir meşruiyet zeminine dayandırmaya çalışan Netanyahu ile askeri ve politik ekibi çeşitli demeçlerinde açıktan Yeşaya kehanetlerine atıfta bulunuyorlar, yaptıklarıyla Mesih dönemine dair bu kehanetleri gerçekleştirmekte olduklarını vurguluyorlar.

Benzer bir durum Hıristiyan Siyonistleri için de geçerli. Filistin'in işgaline her türlü desteği veren Hıristiyan Siyonistleri de tutum ve davranışlarıyla Mesih dönemine yatırım yaptıkları fikrindeler. Kutsal kitap yorumlarından hareketle onlar Tanrı Oğlu İsa Mesih'in yeryüzüne dönüşü (Praousia) için bazı olayların gerçekleşmesi gerektiği kanaatindeler. Onlara göre Yahudilerin diasporadan vadedilen topraklara dönmeleri, orada egemen olmaları, mabet ayinlerini yeniden icra etmeleri, Armageddon savaşı vb. hususlar Mesih'in gelişine zemin hazırlayan olaylardır. Dolayısıyla Hıristiyan Siyonistlerine göre Mesih'in gelmesi için bu hadiselerin bir an önce gerçekleşmesi gereklidir; bunun gerçekleşmesi için de siyasal, askeri ve ekonomik her türlü desteğin verilmesi kendileri için bir sorumluluktur.

ABD'deki Evanjelik çevrelerin Trump'a yüklediği "Mesih prototipi" rolünü nasıl değerlendirmek gerekir? Bu yaklaşım Amerikan siyaseti ve toplumsal yapısı üzerinde nasıl bir etki üretiyor?

Hristiyan Siyonistlerin Mesih öğretisi doğrultusundaki beklentileri Mesih'e yönelik bir eskatolojik beklenti ile iç içedir. Ancak Hıristiyan Siyonizmi içinde etkin olan çeşitli akımların bu Mesih beklentisini reel politik bir bağlamda temellendirmekte oldukları da dikkati çeker. Örneğin bu doğrultuda ABD'de birçok Evanjelik için Trump, bir Mesih prototipidir. Trump'ın açıktan İsa Mesih olduğu ifade edilmemekle birlikte onun icraatlarıyla Mesih dönemini inşa etmeye çalışan bir kurtarıcı rol model olduğu kanaati yaygın görünüyor. Evanjelikler açısından ABD Tanrı ülkesidir ve ABD'liler de Tanrı halkıdır. Tanrı halkı dünyanın kötülükten yani şeytanın egemenliğinden kurtarılması için mücadele etmektedir. Bu doğrultuda sadece uyuşturucu, fuhuş, eşcinsellik vb. şeyler değil, küresel anlamda ABD politikalarıyla çatışan, buna karşı çıkan her hareket ve her siyasal yapı mücadele edilmesi gerekli şeytani yapılardır. Kısacası ABD'nin çıkarına, lehine olan her şey iyi aleyhine olan her şey kötüdür. Trump ve ekibinin "ABD'yi yeniden büyük yap" (MAGA) projesi bunun bir ifadesi. Bu proje doğrultusunda mültecilere, göçmenlere karşı çıkılarak ve Avrupa kökenli beyaz egemen sınıfın baskınlığı korunarak ABD'nin mevcut sosyal yapısının bozulması engellenmeye çalışılıyor.

ABD dış politikasında da ABD çıkar ve menfaatlerinin gözetilmesi bu akım için öncelikli bir mesele. Her koşulda İsrail'e verilen sınırsız destek sadece dünyanın İsa Mesih'in gelişine hazırlanması bağlamında değil, aynı zamanda ABD çıkar ve menfaatlerinin korunmasına yönelik bir tutum. Zira ABD'nin Doğu Akdeniz'de ileri bir üssü konumunda olan İsrail, ABD çıkar ve menfaatlerini savunuyor. Dolayısıyla İsrail'e verilen destek, özü itibarıyla ABD çıkar ve menfaatlerine verilen bir destek anlamına geliyor. Bunun için İsrail'in korunması, İsrail'e yönelik tehditlerin ortadan kaldırılması öncelikli olmalıdır. Başta Lindsay Graham olmak üzere birçok Evanjelik politikacı bunu sıklıkla dillendiriyor Bu durum doğal olarak bazı MAGA platformu temsilcileri arasında öncelikli olanın ABD mi yoksa İsrail mi olduğu konusunda bir tartışmaya da yol açıyor ve bazıları tarafından her fırsatta kayıtsız şartsız İsrail destekçiliğinin MAGA projesinden sapma olacağı vurgulanıyor.

Geldiğimiz noktada, Mesih figürünün dini bağlamdan güncel siyasi aktörlere atfedilen bir role evrildiğini söylüyorsunuz…

Kurtarıcı Mesih beklentisine gerek Siyonizm gerekse Evanjelizm bağlamında bakıldığında kurtarıcının gelecek dönemde beklenen bir figürden şimdiki zamanda faaliyet gösteren reel bir figüre evirildiği dikkati çeker. Dinin sosyal ve siyasal alana desteğinin ya da siyasal alanda teopolitik yorumlarla dinin görünürlüğünün daha fazla ön plana çıktığı postmodern dönemde küresel hegemonik düzenin reel politik lideri ya da liderleri kurtarıcı bir Mesih prototipi olarak ortaya çıkıyor. Genelde Siyonizmin ete kemiğe bürünen hali olarak İsrail, özelde Netanyahu gibi İsrail liderleri bu profildeler. Benzer şekilde ABD'de Trump da en azından etrafındaki bazı çevreler tarafından modern bir kurtarıcı Mesih profili olarak görülüyor. Trump'ın dini inancı ve kendisine yönelik tanrısal kurtarıcılık yakıştırmasını kabul edip etmemesi bir tarafa, ona bu nitelemeyi yapanlar cari dünya düzeninde kendi geleceklerini Trump'ın mesihliğinde görüyorlar. Son dönemlerde Trump'la Trump destekçisi Evanjelik kilise liderleri ile Katolik kilisesi başı Papa ve diğer Katolik kilisesi liderleri arasındaki tartışmayı, atışmayı da bu bağlamda okumak gerekir. Her ne kadar tartışma ABD-İsrail ve İran çatışması bağlamında şiddet ve savaş ekseninde gözükse de dolaylı yoldan Trump'ı ve ABD-İsrail saldırganlığını eleştirerek barışı vurgulayan Papa ve diğer Katolik liderler örtülü olarak, çeşitli çevreler tarafından Trump'ın kurtarıcı bir Mesih olarak öne çıkarılmasına, bir kurtarıcı olarak Trump politikalarına karşı çıkan herkesin şeytanlaştırılıp kötülükle özdeşleştirilmesine karşı çıkıyorlar.

BİZE ULAŞIN