Kendisini; ''Ben kızlar babasıyım'' diyerek takdim eden bir peygamberdi Hz. Muhammed (sav). Onun aile hayatına baktığımızda nezaketin, zarafetin, asaletin daima sevgiye eşlik ettiğini görürüz. Bu ölçüler hem aile hayatını hem de tüm insanlara yönelik tabiatını edep çerçevesinde temayüz ettirirdi.
Meveddet, sükûnet ve aile hayatı onun hayat ritimlerindendi. Hz. Hatice annemize baktığımızda ilk gözümüze çarpan, aile içi sevgiyi, fedakârlığı, toplumsal dayanışmayı, sevinci de kederi de paylaşmayı görürüz.
Hz. Peygamber Efendimizin Hz. Hatice ile olan evliliği, aslında büyük aile fotoğrafının çerçevesi gibidir. Resulullah'a (sav) yoldaş, eş, dayanak, sadakat menbaı, aşk imkânı, merhamet melikesidir Hz. Hatice adeta... Peygamber Efendimizin sevgisine hürmetine layık olmuş bir annemiz olarak örnek evliliğin, her koşulda eşe yoldaşlıktan geçtiğini anlatır onun hatıraları. Mesela Hz. Peygamberimizin infak konulu dersinin en önde gelen talebesi gibidir. Hz. Hatice, infak denildiğinde akla gelecek ilk isimdir. Hassaten, hayatını Efendimiz'e (sav) infak etmiş bir aşk ve feda eridir... Teskin makamıdır. Meveddet makamıdır. Çölü deniz eyleyen bir aşkın sembolüdür…
Peygamber Efendimizin Mekke'deki en zor günlerinde onun tanıklığı, örnek evliliğe, örnek aile hayatına dairdir. Sonraki zamanların Hatice'si olacak Fatıma'nın da annesidir. Kuran evinin annesidir. Cebrail'in selamına nail olmuş bir kutlu mıknatıstır… Efendimizin (sav) aile hayatını merak edenlerin Hz. Hatice örnekliğine başvurması en doğru olanıdır.
Hz. Fatıma: ''Babasının annesi''
Hz. Fatıma annemize geldiğimizdeyse; yaygın kanaat şudur: O çok sevilmiş bir kız çocuğudur. Kızın oldu diye haber verilen babaların gazaptan yüzlerinin karardığı bir sosyolojide, o kızlarını hep çok sevmiştir. Hatta kızı Fatıma, Efendimize en çok benzeyen kişi olarak takdim edilir. Çünkü 29 yıllık kısa hayatında babasından hiç ayrılmamıştır. Hatta annesi vefat ettikten sonra babasına o kadar çok düşmüş, alakası o derece artmıştır ki halk ona ''babasının annesi'' adını vermiştir. Halkın bu şekilde ifade edişinde bile ''anne'' kimliğinin ne kadar önemli ve merkezi olduğunu hemen fark ederiz.
Babasının ayrılmaz bir parçası olarak bu kız çocuğu, örnek baba-kız ilişkisinin en parlak ve en iftihar edilecek tablosunu oluştururlar. "Peygamber Efendimiz (sav) hakkında bilgi almak isteyen, Hz. Fatıma'ya baksın, onda Babasının kokusu vardır" deniyor. Efendimizin ''canımdan bir parçadır'' dediği bir evlat, can parçası yani. Kızına can parçası olarak bakan bir baba, o devirde ciddi anlamada bir yürek devrimine de imza atmıştır. Kızı odaya girince ayağa kalkıp, ona oturduğu yeri ikram eden bir babadır bizim Peygamberimiz.
İnsan suresinin ilk sekiz ayetinde "ebrar"ı anlatır bize ayetler. Yani hakiki iyilik mertebesine erişmiş kimseler. Onlar fazlalıklarından veya biriktirdiklerinden değil, canlarından verip ikram edenlerdi ve karşılık da beklemeden... Peygamber Efendimiz Kızı Fatıma'yı aile içinde bu edeplerle yetiştirdi. Annesi gibi infak ehliydi ve fakat ebrar'dan olarak annesiyle hayırda yarıştı.
Sonra Hz. Fatıma tathir ehlidir, Efendimiz onu bu yüksek ahlakla yetiştirmiştir. Yani gerek iffeti gerekse haramdan uzak yaşayışlarıyla o aile, tertemiz kimselerdir. Yine Hz. Fatıma yemin ehlidir. Hz. Peygamber (sav)'in, mübahele gününde, evrensel manada tüm insanlığa örnek olarak sunulacak kadın anlamında ortaya sürdüğü kimsedir. Efendimiz (sav) kızını kadınların prototipi olarak yetiştirmiştir.
Allah'ın Sevgilisi'nin sevgilisi
Peygamberimizin (sav) aile hayatında Hz. Aişe ise aklın ve vicdanın simgesidir. O, Peygamberimizin (sav) gen asistanıydı adeta ve ağzından çıkan hemen her cümleyi ezberlemesiyle namlıydı. Devrinde 7 büyük muhaddis vardı; içlerindeki tek kadındır. Yine devrinde 9 büyük fakih vardı; içlerindeki tek kadın fakihtir. Peygamberimizi dikkatle dinleyişi, eşi Hz. Aişe'yi adeta nesiller arası bir köprüye dönüştürmüştür. Pek çok tarihçi, hadis ilminin kurucusu olduğunu söyler. Ezberi müthiştir demiştik, şiir bilgisi ve konuştuğu medeni Arapça fasihtir, çok yüksektir, tarih bilgisiyle namlı bir ailede yetişmiştir, aristokrattır, seçkindir, dolayısıyla özgüveni çok yüksek bir kimsedir. Peygamberimizin onun gibi yüksek özgüvenli bir kadını ailenin önemli bir meveddet ve bilgi kaynağı olarak tahkim etmesi büyük bir sanattır.
Gerek Hz. Hatice, gerekse Hz. Fatıma hakkındaki faziletli haberlerin çoğunu Hz. Aişe'den öğrenmişizdir İslam toplumu olarak. Kendisine de öz eleştirel yaklaşabilen nadir tarihi örneklerdendir. ''Habibetül Habibullah''tır. Allah'ın Sevgilisi'nin sevgilisi… Efendimize aşk ile bağlıdır. Hz. Peygamberimizin (sav) aile hayatında sevdanın karşılığıdır Hz. Aişe. Bunun yanı sıra, Resulullah'ın (sav) diğer aile fertleri gibi hayatı takva ile geçmiştir.
Oruç ve namaz konusunda hassasiyetiyle bilinir. Bir gün davetli olduğu bir sofrada kuru ekmek, hurma ve eti bir arada görünce ağlamaya başlar... Herkes ne oldu annemize diye telaşlanır. "Sanırım kıyamet çok yakın, baksanıza şu sofradaki nimetlerin çokluğuna." der... O, tanık olarak kalmış bir annedir. Allah hepsinden razı olsun ve şefaatleri hepimize aydınlık yollar açsın...